Eyl
18th

Hayat.. AÅŸk..

Posted by admin

Bazı hayatlar vardır içinde acı , çile , üzüntü dolu olan … bazı hayatlar vardır hep bir ÅŸeyler alınıp götürülen geriye kalanlardan hayır gelmeyen … bir çok örnekli hayatlar vardır … ama hiç duydunuz mu hayatının tamamının mutlu geçtiÄŸini söyleyen hiç aÄŸlamadığını hatta aÄŸlamanın ne demek olduÄŸunu bilmediÄŸini iddia eden insanları ? ÅŸahsen ben hiç görmedim ki zaten deseler bile inanmam çünkü hayat bir çok sınavdan ibaretken her zaman mutlu olmak imkansızdır…
Bazen düşünüyorum da aÅŸk öyle bir tutku ki olsa da olmuyor olmasa da …insanların hayatına öyle kiÅŸilikler giriyor ki kimileri hep bir ÅŸeyler alıp götürüyor kimileri ise gidenlerin acısını gelenlerden çıkarıyor … yine de adı aÅŸk oluyor … öyle bir tutuyor ki aÅŸk insanı ne kadar acı çeksen de vazgeçemiyorsun ondan … ama bazende öyle biri çıkıveriyor ki hayatına senin mutluluÄŸun oluyor , senin neÅŸen , hayatının anlamı ve o öyle bir anda geliyor ki sen her ÅŸeyden tam vazgeçmiÅŸken , yaÅŸamanın çile haline geldiÄŸinde …
Aslında hayatta üzüldüğümüz ÅŸeyler kadar mutlu olduÄŸumuz ÅŸeylerde var … hayat öyle bir düzen üzerinde gidiyor ki,ne kadar acı çektiriyorsa o kadar mutluluk veriyor …
O zaman kendimize bir iyilik yapıp söz verelim hayatın tadını çıkarıp tüm zorluklarına inat her acıya gülümseyerek bakalım …. =))))))

AÄŸu
16th

Hayata Hep Güzel Bakmak

Posted by admin

Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için neşeli konuşmalarıyla ötekileri de eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu. Soğuk bir kış gecesi, pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne, kapının yanındakini de ortaya yatırarak, boşalan yere yeni bir hasta getirdiler. Pencere önüne alınan iyimser adam, dışarıda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı.

Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağaçlarını, cıvıldaşan kuşları, işlerine koşan insanları, neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak, çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu. Adam, kısa bir süre sonra, gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, artık sabah işe gidenlerin, seyyar satıcıların ve akşam vakti yorun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye dinleye, onları gözleri önünde canlandırabiliyorlardı.

Kısa süre sonra hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve bi r türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı öyküler doldurmuştu. Bir gün, ortadaki hastanın aklına bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya birşey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öykülerini dinlemektense, dışarıdaki renkli ve canlı yaşa m ı kendi gözleriyle görecekti.  Bu düşünce, günlerce kafasında yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu da buldu. Pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu. Adam bu durumda komodinin üzerindeki ilacın a güçlükle uzanıyor ve odada hastabakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu.

Bir gece, pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde,
ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak, onun ilacını
deviriverdi. Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu. Ertesi sabah, pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortada yatan hastayı cam kenarına geçirdiler. Adam, göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya baktığında, beyninden vurulmuşa döndü. Pencerenin birkaç metre ötesinde, simsiyah bir duvardan başka hiçbir şey yoktu.
 

revizyon ile organize matbaacýlýk brnckvvtmllttrhaberi revizyon ile organize matbaacýlýk brnckvvtmllttrhaberi revizyon ile organize matbaacýlýk brnckvvtmllttrhaberi